Cunda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cunda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2016 Salı

Cunda eski Cunda değil

Her yıl yazlık için Ayvalık tarafına gittiğimizden yolumuzu mutlaka Cunda adasına düşürür birşeyler yer, eve götürmek üzere damla sakızlı veya lorlu kurabiye alır ama güzel bir kahve içemeden eve dönerdik.
Bu sene benim için herşey değişti tıpkı Ankara ve Istanbul'da olduğu gibi Cunda'da da cafeler almış başını gitmiş.
Ben zaten araştırmamı önceden yaptığımdan Sade Cunda cafe ilk durağımız oldu...
Mekan çok hoş dekore edilmiş, çalışanlar güler yüzlü ve ürünler lezzetli.
Biz yemek yemedik ama içtiklerimiz tazecik meyvelerden ev yapımı içeceklerdi ve içtikçe içesim geldi.
Kahveler çok lezzetli ve sunum şahane.
Mekanın sevimli köpişleri de mekanı daha da sevimli hale getiriyor.
Fiyatlar ise  beklentiyle doğru orantılı.
Yan masada gördüğüm yemeklerse seneye ilk durağımın neresi olacağını şimdiden gösterdi.


14 Temmuz 2015 Salı

Ayvalık'ta bir Ayna

önünden geçip te aa burası işte dediğiniz ama nedense giremediğiniz mekanlar var mı sizinde? benim var; Cunda'daki Ayna Cafe&Restaurant'ta bunlardan bir tanesiydi.
Tiril tiril perdeleri, bembeyaz koltukları, mis gibi çiçek kokularıyla.
İçeri girer girmez bir huzur sarıveriyor içinizi, raflardaki zeytinlerin ve zeytinyağlarının etkisi büyük.
Hangi masaya oturduğunuz önemli değil, hepsi birbirinden güzel.
Nerdeyse tüm adalarda olduğu gibi Cunda adasındada kediler çok seviliyor, biz yemek yerlen içeri girip ona ayrılmış kaptan suyunu içen, bize belki sizle takılırım bakışları atıp, bizden aynı heyecanı göremeyip giden kedi gösterdi bize bunu.
Menu oldukça çeşitli; notta belirtildiği gibi herşey zeytinyağı ile mevsiminde pişiriliyor ve belli ki sevgi ile servis ediliyor.
Biz öğle vakti atıştırmalık ortaya bir şeyler alalım dedik; zeytinyağlı Enginar dolması tazecik yaprakları, deniz ürünleri güveç ise deniz kokusuyla geldi soframıza. Ardından enginarlı-karidesli erişte aldık- bana kalırsa sofranın yıldızı kendisi. karidesler dondurulmuştu ama kendileri dondurmuş gibi geldi bana, sanki o hazır çimçimlerden değildi. 
Ardından asma yaprağına sarılı sardalya ve sütte levrek istedik. 
Yerimiz kalsa menüde kalan diğerlerinide isterdik...
Tadı damağımızda ve sohbetlerimizde tüm günümüzde kaldı, Cunda'ya yolunuz düşerse mutlaka gidin, sakın kaçırmayın! Fiyatlara gelince; ortalamanın biraz üzerinde, damak tadınıza düşkünseniz değer...

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Cunda'da Bayram

Ankara'dan taa 650 km yol yap,git yazlığa hiç Cunda'ya gitme : olur mu ? olmazzzz...

Yazlık günlerinin sonlarına yaklaştığımızda bayram günü,annemler,kardeşlerimde geldi ,tamamlandık.Hep evde oturmayalım dedik ve Cunda'nın yolunu tuttuk...ve hata ettik :))

Cunda hep sevdiğim ama bayramda ilk defa gördüğüm nadide adalarımızdan olsa da ,ben bir daha bayramda gitmem ,hiç gücenmesin bana.

Sağım ,solum,karşım ve bir an tepemde bile insan var sandım.Neyse bizde bu kalabalıktan kaçmak için bir an önce bir yere girelim ve hemen eve dönelim dedik.
Onca yıldır giderim Cunda'ya,balık restoranlarına ama Bay Nihat'a bir türlü gitmemiştim,arkadaşlarımızın tavsiyesi İspanyol restoranı'Venta ' daha açılmamıştı ki bizde Bay Nihat'a oturduk.
Niyetimiz kalabalıktan kaçmak olduğu ve aç olmadığımız için meze ve ara sıcakla geçiştirdik.

Mezeler tazeydi ama farklı lezzet yoktu!

Ara sıcaklardan tereyağlı karides güzeldi,tavsiye ederim.
Kalamar tava toplamda 3 halka olduğu için pek bişey anlamadık !
Balık köftesi minicikti ama lezzeti iyiydi.

Ekmeğin bile bir özelliği olmayan Bay Nihat'ta nerde bizim Ankara'daki 'Balıkçıköy ' dedim valla.

Ama bu arada hakkını yememek lazım salatası güzeldi...

Bay Nihatta ederi olmayan bir hesap ödeyip ayrıldıktan sonra yenen sakızlı dondurma günün en tatlı anıydı bence...



16 Mayıs 2012 Çarşamba

Tatile Gidesim Var...

Son zamanlarda günler çabuk geçiyor geçmesine de geceler neden bu kadar kısa sürüyor???
Bence tüm bu hisler ,yorgunluklar ,ağrılar benim tatil vaktimin geldiğini söylemeye çalışıyor bana ,belki de gülüyordur arada amma anlamaz şeymişsin sende diye.
Boşuna gülme tatilim ,az kaldı gelicem sana...

Önümüzdeki ay Cem'in işi için Paris'e gidiyoruz ,son 3 gün Mügelerinde bize katılması az da olsa tatil havası yaratıcak ama bu yetmez tabii ,benim istediğim denizin kenarında olabilmek,suyun sesini duymak,akşama bir balıkçı bulmak,tüm mezelerin tadına bakmak ,deniz'in sesini kahkahalarla bastırmak ...

Cunda'yı seviyorum ben , birde Bozcaadayı ! Ne de olsa ada ikiside.Dar sokaklarda dolaşılan,küçük beyaz evlerine hayran bıraktıran ,en keyifli şarapları içtiren ,dönüşte mutlaka tekrar gelelim dedirten adalar...Ne kadar çok gidersem gidiyim doyamadiğim adalar,Cunda'da dondurma yemeyi ,Bozcada'da şarap içmeyi özledim ben.Sabahları Ege kahvaltılarını,akşam yapılan balık sefalarını...

Acilen kaçmam lazım bu şehirden ,kendimi atmam lazim Ege'de bir yerlere,kendimi iyi hissedeceğim ,dönmemek için binbir bahane uydurabileceğim bir yerlere...

16 Haziran 2010 Çarşamba

Cunda Balık Restoranı

Geçenlerde bir arkadaşımız kendi restoranını açtı,ellerine sağlık çok ta iyi yaptı.Kendisi aynı zamanda çok iyi bir aşçı olan bu arkadaşımızın yerini hemen ziyaret ettik tabiiki ve herşey çok güzeldi...Umarım her zaman da böyle devam eder.

Yeri Ümitköy'de,çok güzel bir villa'da ,yemyeşil bir bahçeye sahip.İnsan içeri girer girmez meze dolabına doğru yöneliyor ve birbirinden lezzetli mezeler arasında kendine kaybediyor doğrusu,Ege'ye dair ne isterseniz var hatta Girit'ten bile güzel meze örnekleri var.Ama sadece mezelerle doymamak lazım daha ara sıcaklar,balıklar var arkadan gelecek...Ve tabii ki birbirinden lezzetli tatlılar.Ben hepsini yiyemedim açıkçası ama her seferinde farklı bir tat bulmak için gidicem...Bu kadar sevgi ve emek harcanmış bir yerden kötü birşey çıkamaz zaten...